Her ay alınan, bazı aylar bir kaç tane alınan ev dergilerinden kesilip bir kenara koyduğum herşeyi çıkardım. Tam bir çekmeceyi doldurmuşum. Tekrar tekrar baktım ve hepsi birbirinden farklı olsalarda çok güzellerdi yine. Bunun ile kalmayıp bir de internette dönmeye başladım. Hangi renk hangi renk ile daha uyumlu, perde ne renk olursa duvar ne renk olmalı? Tarz dediğin şey ne demek? Ben ne istiyorum?
Mesela çok modern bir tarz belirlediğinizde, genel hatlar modern olsa da araya mutlaka başka / zıt birşey koymalısınız ki sıkıcılıktan kurutulun. Duvar beyaz, koltuk beyaz, yerler beyaz, halı beyaz... olmuyor mesela. Tabi bunu öyle dengede yapmalısınız ki, yoksa çingene çadırında buluverirsiniz kendinizi. Her renk birbiri ile güzel olmaz kabul, bu dergilerde çok güzel duruyorlar ama!
İnternette gezerkende gözüme neler çarptı bakın:
Farklı fikirler veren : http://mocoloco.com/indexpage2.php
Mobilya kısmını özellikle tavsite ederim: http://www.dezeen.com/
Çeşit çeşit: http://www.designboom.com/eng/
Ben en çok koltuk yanı sephapalarına bayıldım: http://www.designspongeonline.com/2009/01/end-table-roundup.html
Burada ise bütün dizayn etkinlikleri var, ben bir tanesine bağlantı veriyorum: http://www.designws.com/pagina/1wishlist.htm
Ve sevgili arkadaşımın önerisi ile kalbimi çalan renkler: http://contests.apartmenttherapy.com/2009/color/main/faceoff/65
Ben çıkamadım günlerce bunların içinden, ne istediğini bilmek kadar zor birşey yok şu dünyada!
Renkler & Modeller & Hayaller
30Th Birthday T-shirts
Gerçekler Acıdır
İyi seyirler
Muhteşem Süleyman
Nerede hata yapmış? Yapmamış olsa şu an ben bu durumdan nasıl etkilenirdim? gibi heyecanlı sorularda cabası. Gel görki nasıl bir zalimlik, nasıl bir zoraki öğrenimdir yaşadıkları. İnsan en sevdiğini kaybedince bile yaşadığını ilk gününde bilirse, ondan sonra ne olabilir ki! Kardeş katlinin caiz olması, gerekirse şehzadelerini katletmek ve birgün gelip oğullarının katledileceğini bilmek ... İnsan bir ömür boyu bu fikri nasıl taşıyabilir? Ağır gelmez mi? Bir gün bile olsa sırf bu yüzden elin ayağın tutmamazlık etmez mi?
Hatun olunca mı böyle düşünüyor insan, yoksa bir soyun tek amacına hizmet böyle ağır bir yük mü?
" Tek İnsan Tek Gaye"
yazması kadar kolay mı?
Hiç sanmam
"Anna Karenina" Büyülüyor
Sezonu açtık, yaz tatili modundan çıkıp klasik Ankara kışındayız artık. Ne kadar kış henüz bastırmasa da, genel olarak kapalı alanlarda zaman geçirmeye başladık. Misal "Anna Karenina". 3 perdeden oluşuyor ve Tolstoy'un romanından uyarlanan bale gösterisi. Müzikler ve kostümler o kadar güzeller ki, konuyu biliyor olmanıza rağmen sizi içine alıp götürüyor. Arasıra gözlerinizi kapatmanızı ve müziği içinizde hissetmenizi öneririm.
Ben her zamanki gibi dilim dışarda o kızların nasıl o parmaklar üzerinde yürüyebildikleri, koşabildikleri ve dönebildiklerini inceledim. Hatta öyle dikkatli bakmışım ki, vucutlarına bakarak anatomi dersi yapılabileceğini anladım. İnsan vucudu nasıl eğitilebilir ve öğretilebilir birşey, bunu gözlerimle gördüm ve inandım. Tabi ikinci gün Road Runner olma isteğim haklı olarak kabardı.
Nufüs ve Cüzdanı
Bir bürokrasi zinciri daha tamamlanmıştır. Olay - muhtemelen bir yere sıkışmış kalmış - nufüs cüzdanımı bulamamam ile başladı. Ne de olsa heryerde lazım, ehliyetimde de TC Kimlik No olmasının avantajını heryerde kullansamda, biryerde tıkanacağımı hissederek biran önce yenisi çıkartmaya karar verdim.
1. Adım: Muhtarlığa gidiniz, 1 adet fotoğraf götürünüz ve size yenileme işlemi için vereceği kağıdı alınız. Muhtarlar cumartesi çalışmazlar, bilginize.
2. Adım: Nufüs dairesine gidin (genelde şehrin en kalabalık yerlerindeler kendileri), sıra alın ve bekleyin.
3. Adım: Niye kaybettin be kardeşim edaları ile karşılanın güvenlik nedeni ile kuzenlerinizin kocalarının/karılarının adlarını sayın (haberiniz yoksa yandınız!)
4.Adım: Bir adet fotoğraf verin, bu fotoğrafın sizin olduğunuza dairecek oy birliği ile karar versinler, bana verdikleri için işlemlerim devam etti - aksi takdirde bir kaç sokak içerisinde bulabileceğiniz şipşakçıya gitmeniz istenecek sanırım.
5. Adım: Nufüz Cüzdanınızı alın ve 62 TL para ödenemiz gerektiğini öğrenin. Parayı mı tabi ki buraya ödemeyeceksiniz, bu çok kolay olurdu. Size verilen kağıda sıkı sıkı yapışıp devam edin.
6. Adım: Kaymaklığa gidin, Mal müdürlüğünü bulun ; 15 günde ödediğiniz için indirim alın, 46.5 TL. Elinizdeki makbuzu alın ve devam edin. Yine bir gün biryerlerde af çıkacaktır, zira acil başka birşeyi engellemesin diye bir an önce ödenmiştir.
7. Adım: Nufus dairesine tekrar gelin, makbuzu verin. Ellerim bomboş edası ile dolaşırken, bunu ödediğinize dair hiç bir belge sizde kalmamaktadır. Yani oradaki memurun eli değse kağıt kaybolsa, ödediğiniz bilgisi yok.
8. Adım: Gidin bir fotokopisini çektirin ve öyle teslim edin.
Tabi Nufüs dairesi ile Kaymakamlık her zaman alt üst katlarda değil, birbirleri arasındaki ulaşım için ne kadar zaman gerekir önceden kesitirin. Animallah birde öğle arası falan denk gelirse :)
2 saat 15 dk gibi bir zamanda Speedy Gonzalez edası ile bu zinciri de gururla tamamladım :)
İş şimdi bunu bir daha kaybetmemekte...
Not: Sonbaharın en güzel günleri bunlar
Olmayacak Olan Olursa
Çok özledim ben kendimi
İnsan kendisini özler mi? Kendisinden ayrı değil ki? Deli deli olma, ne demeye özledin şimdi kendini ?
Öyle mi ya ! Hiç kendini tanımadığın, bilmediğin olmadı mı? Hiç kendinin yapmayacağı şeyleri yaptığın ve buna devam ettiğin, hiç sevmediğin yemeyi yeyip ben bunu sevmem demediğin, hiç kormadığın halde uzun süre korktuğun ... Kendim diye bildiğinden ayrı düştüğün olmadı. Ben uzun bir zamandır böyleyim, kendim değilde; olmak zorunda olan kendimi yaşıyorum. Çok özledim ben özümü, içimi, birtanemi.
Neşesini özledim en çokda, yaşam sevincini. Her gördüğünü ilk defa görüyormuş gibi tepki vermesini özledim; ezberinde hiç bir şey olmadan insanlarla konuşmasını; yaşının farkında olmadan oradan oraya koşmasını; istediğini pat diye bağırmadan söylemesini ...
Ve daha bir sürü şeyini işte, özledim. Ne ilkbaharların gelişi ne de son baharların gelişi seni getiriyor bana; ne de bir an olsun geldiğini hissettiğim anlar uzun sürüyor, kaybolup gidiveriyor hemen.
İnsan kendisini özler mi hiç?
Ben özledim kendimi...
Not: Ankara'da bile limon yetiştirmeye inat edince 1 adet yumurta kadar, 1 adet ceviz kadar limonum oldu; birde yeniden çiçek açan bir dalım var :)


